26 Ekim 2013 Cumartesi

Lise Aşkları... || Bölüm 8: Kötü Haber

Yine sıradan bir okul günüydü. Sabahları okula giderken okulun 50 metre ilerisinde yokuş denilen bir yerde inerdik. Nedeni ise çoğumuzun sigara alışkanlığının olması ve okula yakın en uygun sigara içme yerinin burası olmasıydı. Ben Beylikdüzünden gittiğim için ve arkadaşlarımın çoğunun okula yakın bölgede(M.sinan, M.oba, S.oba) oturmasından dolayı yokuşa vardığım zaman sadece birkaç arkadaşımı görebiliyordum. O gün samimi olduğum arkadaşlarımdan Burak ve Alper’i orada görmüştüm. Selamlaştıktan sonra ilk sigaramı yakmıştım. Ama arkadaşlarımın bakışlarında bir tuhaflık vardı. Ben direttiysem de bir şey söylemediler ben de pek umursamadım zira benim de dertlerim vardı. Günlerden pazartesi olduğundan ve dershanemin o gün olmamasından dolayı okul biter bitmez arkadaşlarımızla bir yerlere giderdik genelde.

Okul günü bitmişti Burak ve Alperle buluşup nereye gideceğimizden laflıyorduk en sonunda Büyükçekmece’de karar kıldık ve yola koyulduk. Yalnız Alper ve Burak’taki sessizlik canımı iyice sıkmaya başlamıştı. En sonunda Burak bir yerlere oturalım anlatacağım demişti. Sonra bir cafe-meyhane tarzı küçük bir yer bulup oraya geçtik. Burak’a dönüp abi anlatacaksanız anlatın zaten canım sıkkın dedim. Burak’sa anlatacağından yalnız üzülmemem gerektiğinden bahsetti. Ben tabii şaşırdım niye noldu ki diye karşılık verdim. Burak sabah yokuşa giderken Tutku ve yakın arkadaşı Ezgi’nin konuşmasına kulak misafiri olduğundan Ezgi’nin Tutku’ya benden ayrılmasının zamanının geldiğinden ve bunu ne zaman yapacağından bahsedip onun aklına giriyordu. Tabi ben bunları duyar duymaz şaşırdım dumur oldum. Zaten Ezgi’den hiç hazzetmezdim çünkü yapmacık bir karakteri vardı. Yüzüme gülerdi enişte enişte diye takılırdı, sürekli bize birbirimize ne kadar yakıştığımızdan bahsederdi. Ama aslında tam bir kişiliksiz, yalancı ve fesat insanın tekiydi. Üstüne üstlük bir de en yakın arkadaşlarımdan bunları duyunca Ezgi’ye olan öfkem iyice kabardı ve kendi halime üzüldüm. Sıkkın olan canım daha da sıkıldı. Korktuğum şey başıma gelecekti ve ben bunun farkındaydım.

Ne yapmam gerekiyordu? İyice bunalmıştım… Sonra Burak ve Alper bana dönüp o kızın senden ayrılmasına izin vermeden sen ondan ayrılmalısın dediler. Gayet makuldü ancak ya Burak’ın duydukları doğru değilse? Neye inanmalıydım? Bir yanda en yakın arkadaşlarım bir yanda da sevgilim… Evet, ilişkimiz kötü gidiyordu, aramızda bir soğukluk vardı ama bitmesini de hiç istemiyordum 6 ay olacaktı neredeyse. Bir alışkanlık, rutin olmuştu benim için ve onu kaybetmek istemiyordum. Şimdi ne yapacaktım peki? Beni mutlu eden bir yalana mı inanacaktım yoksa acı bir gerçeğe mi? Çok zor bir seçimdi…

Bu durumu 1 hafta boyunca Tutku’ya söylemedim. Ama hal ve hareketlerimdeki tavırlardan anlamış olacak ki bir şeylerin ters gittiğini sezmişti. Benimle konuşmaya çalışsa da ona yorgun ve uykusuz olduğumu söyleyip bahaneler üreterek başımdan savıyordum. Attığı mesajlara bile cevap vermek içimden gelmiyordu. Çünkü aklım çok bulanmıştı. En sonunda telefonla aradı kendimi toparlayıp biraz beklettikten sonra telefonu açtım. Alo dedim. Sesimden anlamış olacak ki bir terslik mi var diye sordu ve bende ki tuhaflıktan bahsetti. Hasta olduğumu bahane ederek geçiştirmeye çalışsam da en sonunda Burak’ın kulak misafiri olduğu olayı o’na anlattım. Biraz durakladıktan sonra saçmalama diyerek karşılık verdi. Öyle bir şey olsa ben Ezgi’yi dinlemeden direkt senden ayrılırdım dedi. Ben de kafamın çok karışık olduğundan ve moralimin bozuk olduğundan bahsettim. Tutku ise ben de bir şey oldu sandım diyerek böyle bir şeyin olmadığından ve beni sevdiğinden bahsetti. Ben de hiç içimden gelmese de bu rüyanın bitmemesi için o’na inanmayı tercih ettim.    




Tabi bu olaylar yüzünden Ezgi’ye bir hayli soğumuştum ve davranışlarım, tavırlarım da bu yönde gelişti. Hâlbuki eğer böyle bir şey varsa ve benim Ezgi’ye takınacağım tavır ona bir koz olacaktı. Çünkü Tutku’dan beni soğutmak için elinden geleni yapardı… 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder