Tutku'nun bana olan ilgisini anladıktan sonra o hafta
sadece bakışarak ve gülüşerek geçmişti. Daha konuşmaya başlamamıştık. Seçil kızla konuşmam için beni sürekli sıkıştırsa da ben kendimi geri çekiyor ve
kaçıyordum. Malum o zamanlar ben de biraz utangaçlık vardı. Derken Seçil’le bir gün konuşurken haftaya Liseler arası müzik yarışması olduğunu Tutku'nun da
geleceğini ve benim de gelmem gerektiğini söylüyordu. Böylece birbirimizi daha
iyi tanıyabilecektik. Ben de bakarız deyip geçiştirdim. Seçil ısrar edince de
tabi kabul ettim sonra.
Liseler arası müzik yarışması, nam-ı diğer Kasdav
günü gelmişti. Gideceğimiz yer Caddebostan, Kadıköy’dü ve otobüs okuldan
kalkacaktı. Her zaman ki gibi okula gittim o gün bütün kızlar süslenmişti
özellikle Tutku ayrı bir süslenmişti. İlk gözüme çarpan da o oldu zaten.
Ardından otobüslere bindik ve yola koyulduk. Arkadaşlarla muhabbet gırgır
şamata derken Kadıköy’e vardık. Yanlış hatırlamıyorsam Kasdav, Caddebostan
Kültür Merkezinde gerçekleşecekti. Neyse geldiğimiz gibi kapıların açılmasını
bekledik bu arada da dışarıda eğlencemize baktık. Vakit gelmişti kapılar açıldı
ve biz de yerleşmeye başladık. Seçil ve Tutkuların bir arkasına kendi arkadaş
grubumla oturmuştum ve bizim okulun sahne almasını bekliyordum. Bu arada da
Tutku'yu iyiden iyiceye süzüyordum, konuşmalarına kulak misafiri oluyordum ve
tanımaya çalışıyordum. Yaklaşık bir buçuk, iki saat sonra bizim okul sahne aldı
ve şarkıları biter bitmez de biz de dağılmaya başladık.
Saat akşam 5-6’ya gelirken başımızda bulunan
hocalarımız bizi Bostancı Deniz Otobüsü iskelesinin karşısında bulunan Cordon Cafe’ye
götürdü. Bu arada ben de yol boyunca Seçil ve Tutku'nun arkadaş grubuna
takılmıştım. Konuştukları muhabbet beni sarmasa da sırf Tutku ve Seçil var
diye katlanmıştım. Cordon Cafe’ye gelmiştik. Kendimize bir masa bulup
kurulmuştuk. Masa’da bulunanların hepsi Tutku'nun arkadaşıydılar. Üç-Beş
laflamadan muhabbetler açılmıştı. Samimiyetimiz biraz ilerledikten sonra sıra
telefon numaralarımızı almaya gelmişti. Telefon numaralarımızı aldıktan sonra
ise birbirimizi biraz daha tanımak için klasik muhabbetlere girmiştik.
Saat akşam 8’e yaklaşmıştı ve yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştık. Çünkü daha Caddebostan’a gidip oradan da otobüsümüze binecektik. Fakat bana Bostancı’dan deniz otobüsüne binip oradan da Bakırköy üzerinden Beylikdüzü’ne geçmek daha cazip geldiği için kızlarla vedalaşıp deniz otobüsü iskelesine doğru yöneldim. Eve dönüş yolu başlamıştı. İçim kıpır kıpırdı çünkü kedi olalı bir fare tuttuğumu hissediyordum. Günler böyle geçerken her gün samimiyetimiz bir parça daha ilerliyordu.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder