24 Ekim 2013 Perşembe

Lise Aşkları... || Bölüm 2: Tanışma Faslı


Tutku'nun bana olan ilgisini anladıktan sonra o hafta sadece bakışarak ve gülüşerek geçmişti. Daha konuşmaya başlamamıştık. Seçil kızla konuşmam için beni sürekli sıkıştırsa da ben kendimi geri çekiyor ve kaçıyordum. Malum o zamanlar ben de biraz utangaçlık vardı. Derken Seçil’le bir gün konuşurken haftaya Liseler arası müzik yarışması olduğunu Tutku'nun da geleceğini ve benim de gelmem gerektiğini söylüyordu. Böylece birbirimizi daha iyi tanıyabilecektik. Ben de bakarız deyip geçiştirdim. Seçil ısrar edince de tabi kabul ettim sonra.

Liseler arası müzik yarışması, nam-ı diğer Kasdav günü gelmişti. Gideceğimiz yer Caddebostan, Kadıköy’dü ve otobüs okuldan kalkacaktı. Her zaman ki gibi okula gittim o gün bütün kızlar süslenmişti özellikle Tutku ayrı bir süslenmişti. İlk gözüme çarpan da o oldu zaten. Ardından otobüslere bindik ve yola koyulduk. Arkadaşlarla muhabbet gırgır şamata derken Kadıköy’e vardık. Yanlış hatırlamıyorsam Kasdav, Caddebostan Kültür Merkezinde gerçekleşecekti. Neyse geldiğimiz gibi kapıların açılmasını bekledik bu arada da dışarıda eğlencemize baktık. Vakit gelmişti kapılar açıldı ve biz de yerleşmeye başladık. Seçil ve Tutkuların bir arkasına kendi arkadaş grubumla oturmuştum ve bizim okulun sahne almasını bekliyordum. Bu arada da Tutku'yu iyiden iyiceye süzüyordum, konuşmalarına kulak misafiri oluyordum ve tanımaya çalışıyordum. Yaklaşık bir buçuk, iki saat sonra bizim okul sahne aldı ve şarkıları biter bitmez de biz de dağılmaya başladık.

Saat akşam 5-6’ya gelirken başımızda bulunan hocalarımız bizi Bostancı Deniz Otobüsü iskelesinin karşısında bulunan Cordon Cafe’ye götürdü. Bu arada ben de yol boyunca Seçil ve Tutku'nun arkadaş grubuna takılmıştım. Konuştukları muhabbet beni sarmasa da sırf Tutku ve Seçil var diye katlanmıştım. Cordon Cafe’ye gelmiştik. Kendimize bir masa bulup kurulmuştuk. Masa’da bulunanların hepsi Tutku'nun arkadaşıydılar. Üç-Beş laflamadan muhabbetler açılmıştı. Samimiyetimiz biraz ilerledikten sonra sıra telefon numaralarımızı almaya gelmişti. Telefon numaralarımızı aldıktan sonra ise birbirimizi biraz daha tanımak için klasik muhabbetlere girmiştik.

Saat akşam 8’e yaklaşmıştı ve yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştık. Çünkü daha Caddebostan’a gidip oradan da otobüsümüze binecektik. Fakat bana Bostancı’dan deniz otobüsüne binip oradan da Bakırköy üzerinden Beylikdüzü’ne geçmek daha cazip geldiği için kızlarla vedalaşıp deniz otobüsü iskelesine doğru yöneldim. Eve dönüş yolu başlamıştı. İçim kıpır kıpırdı çünkü kedi olalı bir fare tuttuğumu hissediyordum. Günler böyle geçerken her gün samimiyetimiz bir parça daha ilerliyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder