O aralar 18 Mart yaklaştığı için her yıl olduğu gibi
okulumuz Çanakkale’ye gezi düzenleyecekti. Ben de samimi arkadaş olduğum Burak ve Alper'le konuşup gidip gidemeyeceğimizi sordum. Burak gitmek istediğini
söyledi ve ismimizi gezi listesine yazdırdık. Bu arada Seçil, Tutku ve
arkadaşların da isimlerini yazdırdığını öğrendim. Ardından benim de geziye
katılacağımı öğrenen Seçil yanıma gelip Çanakkale’de Tutku'ya çıkma teklifi
etmem gerektiğini ve onun da kabul edeceğini söyledi. Tabi ben biraz kızmıştım
çünkü madem o benden hoşlanıyor o zaman gelsin o bana çıkma teklifi etsin.
Doğru olan buydu bence çünkü diğer türlü emrivaki bir tarzda olmaz mıydı?
Günler geldi geçti ve 18 Mart yaklaştı biz de bir
gün evvel geziye katılmak için okula gittik. Okulun lobisinde birkaç kişi
gelmiş bekliyordu ben de karşımda bulunan koltuğa oturdum ve Burak'ı aradım.
Çok geçmeden Burak da gelmişti. Ondan sonra da Tutku, Seçil ve arkadaşları.
Seçil ve Tutku yanımıza oturdu. Klasik boş muhabbetler falan filan derken
yoklama alındı ve otobüslere bindik. Gece geç saatleri olduğu için 1-2 saat
içinde herkes uyumuştu. Sabaha karşı Tekirdağ Namık Kemal Tesislerinde dinlenme
mola vermiştik. Burak ve ben sigara içmek için taa tesisin arkasına gidip
kendimize kuytu bir yer bulmuştuk. Sigaramızı içtik ve ardından otobüse binip
yolculuğumuza devam ettik.
Neyse efendim işte otelimize geldik, yükümüzü boşalttık yemek yedik, dinlendik ettik. Sonra kızların yanına bir uğrayalım dedim. Seçil'le muhabbet ettim biraz. Akşam Emre Aydın konseri olduğunu, Tutku'nun da geleceğini ve mutlaka benim de gelmem gerektiğini söylüyordu. Ama bizim Burak'la planlarımız farklıydı. Çünkü herkes konserdeyken biz otelden ayrılıp içmeye gidecektik. Bilirsiniz işte gençlik mi desem ergenlik mi desem o haller.. Ardından ben de Seçil’e düşünüp haber vereceğimi söyledim. Tabii vermedim orası ayrı. Çünkü içmek daha cazip geldi sonuçta fazla tanımadığım bir kızla ve hiç tanımadığım arkadaşlarıyla konserde ne yapacaktım ki? Konser saati gelir gelmez biz de Burak'la hazırlıklarımızı yapıp otelden kaçış planımızı gerçekleştirecektik. Zira yanımızda gelen öğretmenlerimiz bizim böyle bir şey yaptığımızı bilselerdi ve bu duyulsaydı onlar açısından zor duruma düşebilirlerdi. Ama şansımız vardı ki otel çok büyüktü ve otelden kaçmak için hocalarımıza otelin internet cafesinde ve eğlence merkezinde eğleneceğimiz yalanını söylemek kâfi gelmişti.
Geriye sadece, içmek için uygun bir mekân bulmak kalmıştı. Otelden ayrılır ayrılmaz Barış Kordonunu takiben yaklaşık 2 km bir yol yürüdük. Sonunda hemen sahilde küçük, meyhane tarzı bir yer bulduk. İki 70’liğin ardından yorgun ve uykusuz bünyem adeta kafa olmuştu tabii içtiğimiz Djarum Black’leri de saymazsak.
Neyse efendim işte otelimize geldik, yükümüzü boşalttık yemek yedik, dinlendik ettik. Sonra kızların yanına bir uğrayalım dedim. Seçil'le muhabbet ettim biraz. Akşam Emre Aydın konseri olduğunu, Tutku'nun da geleceğini ve mutlaka benim de gelmem gerektiğini söylüyordu. Ama bizim Burak'la planlarımız farklıydı. Çünkü herkes konserdeyken biz otelden ayrılıp içmeye gidecektik. Bilirsiniz işte gençlik mi desem ergenlik mi desem o haller.. Ardından ben de Seçil’e düşünüp haber vereceğimi söyledim. Tabii vermedim orası ayrı. Çünkü içmek daha cazip geldi sonuçta fazla tanımadığım bir kızla ve hiç tanımadığım arkadaşlarıyla konserde ne yapacaktım ki? Konser saati gelir gelmez biz de Burak'la hazırlıklarımızı yapıp otelden kaçış planımızı gerçekleştirecektik. Zira yanımızda gelen öğretmenlerimiz bizim böyle bir şey yaptığımızı bilselerdi ve bu duyulsaydı onlar açısından zor duruma düşebilirlerdi. Ama şansımız vardı ki otel çok büyüktü ve otelden kaçmak için hocalarımıza otelin internet cafesinde ve eğlence merkezinde eğleneceğimiz yalanını söylemek kâfi gelmişti.
Geriye sadece, içmek için uygun bir mekân bulmak kalmıştı. Otelden ayrılır ayrılmaz Barış Kordonunu takiben yaklaşık 2 km bir yol yürüdük. Sonunda hemen sahilde küçük, meyhane tarzı bir yer bulduk. İki 70’liğin ardından yorgun ve uykusuz bünyem adeta kafa olmuştu tabii içtiğimiz Djarum Black’leri de saymazsak.
Bir-bir buçuk saat geçmeden Seçilden mesaj gelmişti niye konsere gelmediğimi,
Tutku'nun bana bozulduğundan ve bu duruma kızdığından bahsediyordu. İşte ne
olduysa ondan sonra oldu. Bilmiyorum bu Türk erkeklerinin genlerinde mi var
bilinmez ama o kafayla Tutku’ya özür babında mesaj çektim. Ne yazdığımı pek hatırlamasam da
ondan sonra aramızda daha ciddi bir şeyler başlamıştı sanki.
Biraz mutlu biraz garip hissederken Burak bana
dönüp rakı içer miyiz dedi. Ben de tabi neden olmasın deyip rakılarımızı da
söyledik. Rakılarımız bittiğinde ben artık çakırkeyiflikten sarhoşluğa geçmiştim
ama farkında değilim. Sonra telefonum çaldı arayan Haldun hocaydı nerede
olduğumuzu yarın erken kalkacağımızı ve yoklama için odalarımıza gitmemiz
gerektiğini söyledi. Ben de yamuk ağızla sanki bir robot gibi konuşup tamamdır hocam, biz
de birazdan geliyoruz deyip kapattım. Göt korkusu başlamıştı Burak’a durumu anlatıp
hemen gitmemiz gerektiğini söyledim. Tam hesabı öderken Burak’ı bir pet şişeye
rakı doldururken gördüm. Sonra Burak’a dönüp -oğlum saçmalama lan nasıl
sokacağız onu otele hocalar görürse disipline veriliriz dedim. Dediysem de
dinletemedim ben de o kafayla fazla üstelemedim.
Otelin yoluna koyulduk yürüyoruz. Giderken bitmeyen o yol sarhoşluğun verdiği etkiyle bir anda bitmişti. Tam odamıza girerken Haldun hoca koridorda göründü. Nerede kaldığımızı ve içki içip içmediğimizi sordu ben de yamuk ağızla yok hocam yaşımız tutmuyor ki nerede içelim dedim. Ardından Figen hoca bana dönüp "oğlum Efe iyi misiniz yavrum bir şeyler içmediniz değil mi" dedi. Bunu derken de ne içtiniz o.ç. der gibi bir hava sezince ben de tutup hocam bir şey içmedik çok uykusuzuz sürmenaj olduk herhalde deyip geçiştirdim ve odamıza girdik. Ucuz atlatmıştık… Gerçi salak değiller ya illaki anlamışlardır ama onlar da zamanında bu yollardan muhakkak geçtikleri için görmezlikten gelmişlerdi.
Yola koyulduk ve gezeceğimiz yerlere geldik. Bir sürü yeni şeyler öğrendik ve en önemlisi de o atmosferi soluduk.
Sonra eve dönüş yolu başladı. Otobüslere geçtik bu sefer yanımda Seçil’in ve benim yakın arkadaşı olan Hasan oturuyordu. Birden Burak beni yanına çağırdı ve koltuğumu göstererek bu iyiliğimi asla unutma dedi. Ardından koltuğuma dönerken bir de ne göreyim Hasan koltuktan kalkmış oraya Tutku oturmuş. Şimdi o götün ne demek istediğini anlamıştım. Neyse ben de oturdum öyle. Ama var ya hiç konuşmadık yaklaşık 1 saat. Ardından Seçil yanımıza geldi ve bizi konuşturmaya başladı işte bildiğiniz saçma-klasik muhabbetler. Burçlar, takımlar vesaire. Yaklaşık 2-3 saat konuştuktan sonra herkes uykusuna yenik düşmüş olacak ki uyumuşlardı.
Genelde bizim okuldaki öğrenciler Silivri, Çatalca,
Büyükçekmece taraflarında oturduğu için otobüs hiç okula girmeden Silivriden
başlayarak arkadaşları indirdi. Tutku'ların da Silivri’de benzin istasyonları
varmış o da yol üstü orada indi. Ben de okulda inip oradan Beylikdüzü’ne
geçtim.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder