Ezgi, Tutku’nun kankası olduğu için onunla konuşmaya karar
kıldım ve durumu anlattım. Bize yardım etmesi gerektiğini ve ilişkimizi normal
seyrine döndürmek istediğimden bahsettim. Tutku’yu sevdiğimi ve onu kaybetmek
istemediğimi ekledim. Ezgi kaltağı hiç oralı bile olmadı inanabiliyor musunuz?
Tek söylediği Tutku’nun kararına saygı duymam gerektiği ve kendisinin Tutku’nun
hayatına karışamayacağından dem vurmasıydı.
Nasıl ya? Ulan bunlar işemeye bile beraber
gitmiyorlar mıydı ya? Nasıl oluyor da bir an da Ezgi o küçücük beyniyle böyle şeyler
söyleyebiliyordu şaşırıp kalmıştım. Ben de lafı uzatmadan Ezgi’ye söylediklerimin
batan bir geminin son yardım çağrısı olduğunun eğer yardım edecekse etmesi
gerektiğini ekleyip telefonu kapattım.
Ertesi gün okula gitmedim. Tutku’nun yakın arkadaşı
olan benim de yakın arkadaşım olan Seçil’e mesajla durumu anlattım. Seçil’in
ayrıldığımızdan haberi bile yoktu hatta şaka yaptığımı zannetti. O da şaşırdı
tabi. Durumu öğrenip haber vereceğini söyledi. Ben de okuldan sonra buluşup
buluşamayacağımızı sordum. Dershanesinin olduğunu ama Çatalca’ya gelirsem
buluşabileceğimizi söyledi. Okul biter bitmez Seçil’le buluşmak üzere Çatalca
yolunu tuttum. Vardığımda Seçil’i aradım. Hacı Sayid’de oturduğunu ve beni
beklediğini söyledi. Hacı Sayid’e gittiğimde Seçil beni teras katında
bekliyordu. Hemen yanına oturdum. Uzun uzun içimi döktükten sonra Seçil beni
teselli etti ve merak etmemem gerektiğini Tutku’yla konuştuğunu her şeyin
düzeleceğini, Tutku’nun sadece zamana ihtiyacı olduğundan ve aklının
karıştığından bahsetti.
Tutku’nun aklı mı karışmıştı? Ama nasıl? Neden? Kim?
Bir de zamana ihtiyacı varmış. Ama ne kadar? Tutku’nun aklını karıştıran bence
Ezgi’ydi. Ondan oldum olası hazzetmezdim zaten. Araya hafta sonunun girmesini
fırsat bilerek Tutku ve benle samimi olan ortak arkadaşlarımızla konuşmaya,
onlardan yardım istemeye karar verdim. İlişkimizin bir an da bitmesine herkes
çok şaşkındı.
Seçil’den sonra Yeliz’e gittim. Yeliz’e olan
olayları ve durumu anlattım. Birkaç kişiye daha gittiysem de aldığım yanıtlar
neredeyse aynıydı. Tutku’nun aklının karışık olduğu ve zamana ihtiyacı
olduğuydu. Aklını karıştıran şey ise benim üniversiteye gittikten sonra onu
terk edeceğimmiş.
Aslında kavgalarımız da çoğu zaman bu yöndeydi ama
böyle bir şeyin olmayacağını defalarca kendisine belirtmiştim. Yani niye böyle
bir şey yapayım ki? Sonuçta sen beni sevmişsin ben seni sevmişim bir yola
çıkmışız. Bundan sonra niye başka yöne sapayım ki? Ben mutluyum ki devam
ettirmişim. Mutlu olmasaydım zaten değil 6 ay, 6 dakika bile katlanmazdım ki…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder