26 Ekim 2013 Cumartesi

Lise Aşkları... || Bölüm 6: Problemler


Artık iyiden iyiceye Tutku’ya bağlanmıştım ve ona olan sevgim artmıştı. Ama bu sefer daha farklı sorunlarım vardı. Çünkü Lise 4 olacaktım ve önümde yorucu bir üniversiteye yerleşme yarışı vardı. Aklımda hep soru işaretleri… Acaba hem sevgilime vakit ayırıp hem de ders çalışabilecek miydim? Çünkü neredeyse okul vakitleri hariç sürekli mesajlaşıyorduk olmadı telefonla konuşuyorduk. Acaba dersler yüzünden Tutku’ya gereken ilgiyi gösteremezsem benden ayrılır mıydı? 

Okullar açılıncaya kadar bu sorular hep kafamı kurcaladı durdu. Nihayet dershanem başlamıştı her şey yolundaydı. Günde 6 saat ders olmasına rağmen eğer sabahçıysam öğleden sonra veya öğlenciysem sabahları Tutku'yla buluşmaya devam edecektim. İlişkimizde şimdilik bir sorun yoktu ama daha okullar da açılacaktı ve okulum günde 9 dersti. Okulda yine görüşebilecektik ama içinde bulunduğum bu üniversite sınavı kaygısı, dershane ve okulun verdiği stres bir de üstüne ailenizin sizi sürekli ders çalışıyor mu diye takip etmesi eklenince işler çığırından çıkabilirdi. Bu durum da ister istemez Tutku’ya yansıyabilirdi. Nitekim de öyle oldu…

Okullar başlamış, günde 9 dersten sonra bir de üstüne 4 saat dershane etütü eklenince beynim allak bullak olmuştu. Dershaneden akşam 7.30’da çıkıyordum. Eve vardığımda yemeğimi yiyip televizyon karşısında sızıp kalıyordum. Bu sürede de ister istemez Tutku’yla mesajlaşmalarımız yarıda kalıyor tabiri caizse kızı takmıyormuşum gibi bir hava uyandırıyordu. Ama ne yapayım ki? Elimde olmayan şeylerdi bunlar. Uykusuzluğu ve yorgunluğu bünyem hiçbir zaman kaldıramamıştır.

 Bu durum Ağustos’tan Eylüle kadar böyle devam etti durdu. En sonunda Tutku’nun hoşnutsuzluğu tavırlarına yansımıştı. Muhtemelen o’na karşı olan ilgimi yitirdiğimi aşkımızın bittiğini sanıyordu. En azından ben böyle hissediyordum. Çünkü Tutku öyle bir kişilikti ki eğer bir şeye kızarsa veya hoşnutsuz olursa hep susardı. Yüzü gülmezdi, somurtmazdı da sadece sessiz kalırdı, ağzını bıçak açmazdı. Adeta bir ruh olurdu… 

Neden böyle yaptığını sorduğunuz zaman da uykusuz olduğunu bahane ederdi. Hâlbuki arkadaşlarıyla gayet şen şakraktı… Tutku'yla olan muhabbetimiz biraz azalmıştı. Çünkü okulun, dershanenin yükü buna ek olarak üzerimde ki sorumluluklar bana ağır gelmişti. Benim de adeta ruhtan bir farkım kalmamıştı. Sonbaharın verdiği havayla da ruhum adeta melankolik olmuştu. Gerçi her sonbahar öyledir bana ama o dönem daha ağır gelmişti. Bir yandan üniversite hayatımı düşünürken diğer yandan da sevgilimi düşünüyordum.

 Genelde lise aşkları erkek sevgilinin üniversiteyi kazanmasıyla ve yeni ortamında sevgili yapmasıyla son bulurdu. Sanırım Tutku’da bunu düşünüyordu. Çünkü Tutku'nun yakın bir kız arkadaşının sevgilisi kazandığı üniversitede tanıştığı bir kızla sevgili olup o’nu terk etmişti. Bu durum Tutku’yu da bir hayli etkilemiş olacak ki birkaç kez aramızda bu mevzu geçmişti. Bense böyle bir şeyin ne kadar iğrenç olduğunu madem ilişkilerin sonlanacaksa başlamasının gereksiz olduğundan bahsetmiştim. Aslında o dönemler tam da böyle düşünüyordum yalan yok şimdi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder