2010 Senesinin Mart ayı… Havaların yavaş yavaş sert-ılık ısınmaya başladığı
zamanlardı. O zamanlar lise 3’e gidiyordum şimdiye nazaran her şey daha kolaydı
o yıllarda ya da öyle geliyordu kim bilir.. Günlerden cuma, sıradan bir okul haftası
bitiyordu arkadaşlarla makara, geyik yaparak kantinde bulunan dolaplarımıza
doğru gidiyorduk. Tam dolabımın kapağını açtığımda karşı masadan bana doğru
gülümsüyordu o kız. İlk aklıma gelen acaba pantolonumun fermuarını mı açık
unutmuştum yoksa üstüme bir şeyler mi dökülmüştü düşüncesiydi. Yok yok bu işte
başka bir şey var ve kızlar fısıldaştığına göre kesin olmalıydı bir şeyler.
Usulca dolabımın kapağını kapatıp montumu giydikten sonra ben de gülümseyip
okuldan çıkmak için merdivenlere yöneldim.
Bu olay gün boyunca aklımdan çıkmamıştı zira ilk defa bir hoş olmuştu içim. Aklımda hep sorular, acaba bu neydi? Benle alay mı edilmişti yoksa benden mi hoşlanıyordu? Sonuç ne olursa olsun ben ağırlığıma bok sürdürmemek için en iyi yaptığım şeyi yapacaktım o da odun’u oynamaktı. Hikâyemiz burda başlıyor işte…
Haftasonum dershaneydi, özel hocaydı geçip gitmişti.
Pazartesi gelmişti, bir heyecan sarmıştı yine. O garip duygu işte bilirsiniz.
Okul yine sıradan başlamıştı. İlk ders bittiğinde soluğu herkes gibi kantinde
aldım. 3-5 samimi arkadaşım olsa da tek takılırdım bazı zamanlar özellikle de
sabahları. Çünkü afyonumun patlaması için kahvemi ve gazetemi alır, kantinde
boş bir masa bulup oraya kurulurdum.
O gün biraz daha farklı gelişti tabi her şey sadece kahve ve gazete kısmı hariç. Lise 2’ye giden samimi bir kız arkadaşım olan Seçil yanıma sırıta sırıta gelmişti. Ben de gülerek ne olduğunu sormuştum acaba tahmin ettiğim şey miydi? Cidden de tahmin ettiğim şey olmuştu. Seçil bana o kızdan bahsetmişti benden hoşlanıyormuş ama sevgilimin olup olmadığını bilmediği için sormaya çekiniyormuş. Bi de bu işleri genelde erkek tarafı yaptığı için tecrübeli de değilmiş. Seçil bana bunları anlatırken benim içimden şunları geçiriyordum;
O gün biraz daha farklı gelişti tabi her şey sadece kahve ve gazete kısmı hariç. Lise 2’ye giden samimi bir kız arkadaşım olan Seçil yanıma sırıta sırıta gelmişti. Ben de gülerek ne olduğunu sormuştum acaba tahmin ettiğim şey miydi? Cidden de tahmin ettiğim şey olmuştu. Seçil bana o kızdan bahsetmişti benden hoşlanıyormuş ama sevgilimin olup olmadığını bilmediği için sormaya çekiniyormuş. Bi de bu işleri genelde erkek tarafı yaptığı için tecrübeli de değilmiş. Seçil bana bunları anlatırken benim içimden şunları geçiriyordum;
“-Ee ulan ben sanki 40 yıllık orospuymuşum gibi bi
de çıkma teklifi mi edeceğim? Abi ya ne yapmalıydım.. Kız iyi hoş güzel biri
ama içi de öyle mi orasını nasıl bileceğiz yok abi tanıman lazım ama sırf
hoşlandınız diye de pat diye çıkılmaz ki… Offf ne yapmalıydım… En iyisi biraz
zaman istemeliyim.”
Neyse efendim sonra Seçil'e dedim ki. “-Seçil iyi tamam hoş kız ama tanımadan etmeden biriyle çıkmak çocukluk olmaz mı?”
Seçil'de “-Sen orasını düşünme Tutku iyi kız, zaten biz sizi iyice
yakınlaştırırız birbirinizi tanırsınız” dedi. Ben de olayları akışına bıraktım.
Aslında çok garip bir duyguydu bu çünkü genelde erkekler hoşlandıkları kıza
ilgisini gösterir ve çıkma teklifi ederdi. Bizimkisi biraz emrivaki gibi
olmuştu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder