29 Ekim 2013 Salı

Lise Aşkları... || Bölüm 13: Bekleyiş

Doğum günüm ve ay dönümümüz olan günde terk edilmem bir yana dursun bütün haftalığımı verip aldığım sevgili yüzüğü de elimde patlamıştı. Tutku beni Facebook’tan bile silmişti. Anlayacağınız acınası bir haldeydim. Sonraki günler de pek farklı gelişmedi açıkçası…
Tutku benden zaman istemişti ama ne kadar olduğunu söylememişti ve her geçen gün battıkça batıyordum. Her günüm kusana kadar içmekle geçiyordu. İştahım kesilmişti doğru düzen yemek bile yiyemiyordum. Yesem bile midemde fazla uzun kalmıyordu. Bu bekleyiş beni harap ediyordu, sağlıklı düşünemiyordum. Bir yanım umut etmekten başka bir şey yapamazken diğer yanım da bir o kadar karamsardı.


Okul günleri ne zaman Tutku’ya yanaşsam onunla yüz yüze konuşmak istesem benden kaçıyordu. Ne zaman ona baksam gözlerini benden kaçırıyordu. Ne kadar zoruma gidiyordu bir bilseniz… Tek yapabildiğim çaresizce beklemekten başka bir şey değildi.
Yakın arkadaşlarım dediğim insanların çoğunu çevremde bulamaz hale geldim. Ben onların dertlerini dinlerken iyiydi de onlar niye benim dertlerimi dinlemediler? Neden iyi günümde yanımdaydılar da kara günüm de yoktular…

Hayatım okul-dershane-ev üçgeninde geçerken tek yaptığım içmek ve beklemekti. En boktan günlerimdi o günler. Tamamen sap gibi kalmıştım. Ne eş vardı ne de dost vardı. Sadece gerçekler vardı ve acıydılar.


Resmen depresyona girmiştim. Hatta hayatımı sonlandırma gibi aptal ve saçma bir düşünceyi aklımdan bile geçirmiştim. Ama güçlü olmak zorundaydım. Yalnızca korkaklar pes ederdi ve zorlukların üstesinden gelecek kadar da cesur olmalıydım. Bu durumdan kurtulana kadar antidepresan kullanmaya karar verdim. İyi ki de kullanmışım yoksa bu durumun başka türlü üstesinden gelemezdim. Sonrası tabi daha eğlenceli oldu artık okul günlerim mutlu geçiyordu. Gülerek okula gidiyor, gülerek derslere giriyor ve gülerek günümü sonlandırıyordum. Herkes çok şaşkındı çünkü daha yeni terkedilmiştim 1 hafta olmuş ya da olmamıştı ama bende ki bu mutluluğun enerjinin sırrı neydi. Hatta Tutku bile bunun derdini yapmış arkadaşları arasında. Benim üzgün, çaresiz, somurtkan olmam gerekirken sürekli gülüyormuşum, sırıtıyormuşum diye. Amaaan neyse ne… Ağlaya ağlaya bekleyeceğimize güle güle bekleyelim en azından.



Kendimi biraz toparladıktan sonra Tutku’nun siteden benim de dershaneden arkadaşım olan Dilara’yla konuşmaya karar verdim. Dilara’yla içli dışlı olduğumuzdan onun bir faydası ve yardımı olabileceğini düşünüyordum. Dilara’yı aradım ve hafta sonu dershanenin altında bulunan cafe’de buluşmaya karar verdik. Aklımda bir sürü soru vardı ve bence Dilara’da da cevaplar vardı. Buluştuğumuz gün Dilara’ya bu sorulardan bahsettim. Öncelikli olarak Tutku neden beni terk etmişti ve önceden bir şey dememişti. Aldığım cevap yine benim üniversiteye gidip Tutku’yu terk edeceğim oldu. Daha sonra zamanında beni face’ten ekleyen kızın Tutku’nun bir oyunu olup olmadığını sordum. Dilara biraz durakladıktan sonra itiraf edip kabul etti. Sitedeki kızlarla beraber bu planı yapmışlar gerekçesi ise güven testiymiş. En sonunda asıl kritik soruya geldim o da Tutku’nun bana geri dönüp dönmeyeceğiydi. Aldığım cevap Tutku’nun kafasının karışık olduğu,  büyük ihtimalle dönmeyeceği ve benim onu unutmam yönündeydi.

Bu cevapları aldıktan sonra üzülsem de sıkılsam da yapacağım ve yapmam gereken şeyler belliydi. Öncelikli olarak Tutku’nun bana dönme ve dönmeme ihtimallerine odaklanacaktım. Dönse de dönmese de Tutku’yu aklımdan çıkarmam gerekecekti. Çünkü bana acıdan başka bir şey kazandırmıyordu ve kalbim hala kırıktı. Geçen zaman ise kalbimi dağlamaktan başka bir işe yaramıyordu. Bekleyecektim ve neler olduğunu, olacağını görecektim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder