Önceki yazımda Tutku'nun benden ayrıldıktan sonra pişman olduğunu ve bana dönmek istediğinden bahsetmiştim. Evet hızlıca girelim konuya… Tutku'nun en yakın arkadaşı Ezgi benimle konuşmaya başladı ve yine aynı zırvalıklardan bahsetti. Efendim neymiş Tutku çok pişman olmuş senin gibisini bi daha bulamazmış. Her şeyi çok yanlış anlamış falan da filan.. Ezgi bunları anlatırken bana hiç cevap vermedim açıkçası onu siklemedim. Ders başlıyor deyip yanından ayrıldım.
Bir iki gün böyle geçti. Birkaç arkadaşımız Tutku ile
benim barışmamız için baskı kurmaya başlamıştı. Ben de bunu düşünüyordum.
Açıkçası Tutku'yu hala seviyordum ama bu sevgi miydi, aşk mıydı yoksa hayranlık
mıydı hatta hiç biri miydi bilemiyordum. Yani sonuçta barışsak iyi hoş yeniden
çıkarız belki her şey eskisi gibi güzel olurdu ama gel gelelim yaralarım hala
kabuk tutmamıştı. Yani ortada hem kin vardı hem de aşk ya da öyle bir şey işte.
Hem onu seviyordum hem ondan nefret ediyordum… Çok karışık duygular…
Kafam da allak bullaktı o zamanlar bir taraftan
sınav stresi bir taraftan aile, eş, dost derken sıyırma noktasına gelmiştim.
Yani bazen kendime kızıyorum ulan olum diyorum senin görevin ne sen ne bok
yiyorsun. Millet harıl harıl sınavlara kasıyor, iyi bi yerlere girmek istiyor
ama sen siktiriboktan işlerle uğraşıyorsun.
Hala bu boklukların acısını çekiyorum orası ayrı bi yazı konusuda… amına
koyayım sanki okuyan var ben buraya yazıyorum ama okuyan yok… ulan bari okuyan
yorum yapsın amk. Çok sinirlendim yine…
Neyse yine saptık konudan nerde kalmıştık… İşte ben Tutkuyla yeniden çıksam mı diye
düşünüyordum aylak aylak. Bi taraftan da olum çıkma gurursuz musun diyordum.
Bak etraf karı kancık kaynıyor bul bi tane gününü gün et diyordum. Gerçi o
işlerde öyle kolay olmuyor. Mesela okulun müdiresinin kızı bu arada müdire ne
iğrenç bi kelime lan… neyse işte müdirenin kızı beni eve çağırmıştı kızın evine
gittim sandım sıcak bir ortam olacak falan kız yabancı ya hani belki bi şeyler
kıvılcımlanır falan diye düşünürken çok boka sarmıştı işler. Kız bana öyle
siktiriboktan ve garip şeyler anlattı ki kızdan direkt soğuyup ee ben artık eve
gideyim demiştim. Hemen olayı özet geçeyim… Efendim işte bu kızımız Büyükada’da
oturuyorlar haftasonu benim yanıma gelsene bisiklete biner eğleniriz demişti.
Ben de hay hay tabi neden olmasın diyerek hemen atlamıştım. Sonrası malum ada’ya
geldim selam kelam faslı bi cafe’de oturduk iki-ü. Bi şey içtik sonra hadi
bisiklete binelim dedi. Ben de pek tabii dedim (gerçekte böyle konuşmuyorum :D )
5-10 dakka bisiklet sürdükten sonra baktım ki Destiny bisiklet süremiyor,
sürekli düşüyor veya bir yerlere giriyor dedim boşver ya bisikletleri bırakalım
yürüyelim dedim. Neyse bisikletleri bıraktık dedi gel bizim eve geçelim mi
hönk! :D Neden olmasın kiii :D içimden
dedim tabi bunu. Tabi dedim olur hem dinleniriz dedim. Neyse evine geçtik gel
odamı göstereyim sana dedi hönk2 :D! Tamam dedim. Odasına geçtik üstündeki
hırkayı çıkardı bodysi kaldı bi tek. Adaya nasıl taşındıklarını anlattı falan
ben fazla dinlemedim gerçi kızı kesmekten J Konu bu arada Tutku'ydu gerçi nasıl buralara geldi bilmiyorum da Tutku kısmını birazdan özet
geçip bitireceğim artık çok baydı :D kaç sene geçti amk.
Neyse biz Destiny ile bayağı samimi olduk hadi gel
kadıköy’e geçelim dedim çok güzel bi cafe var sahilde oraya götüreyim seni dedim.
Neyse efendim biz kadıköye geçtik nargile istedi Destiny nargilemiz geldikten
sonra daha derinden mevzuya daldı kendisiyle ilgili konuşurken konu burada
tuhaflaşmaya başladı. Öyle böyle değil ama… İçinde maria diye bi kızın
yaşadığını aslında kendisinin alkol ve
sigara kullanmadığını bütün kötü alışkanlıkları bu içinde yaşayan kızın buna
yaptırdığını anlatmaya başladı ben tabi mort oluyordum hafiften. Kendime kızıyordum
ulan tam bi fare yakalayacaksın o da böyle çıkıyor kaderimi skeyim vb. bir sürü
şey söyledim kendi kendime. En son Destiny maria’nın kendisini merdivenlerden
itip düşürdüğünü söyleyince ben hafiften yok bayağıdan tırstım saate baktım ve
hadi geç oldu kalkalım dedim. O da tamam dedi yalnız beni babamın evine
bırakabilir misin dedi Mimarobaya (hasiktir ya) tamam dedim.
Yol boyunca fazla konuşmadım hep Destiny konuştu. En sonunda birkaç vasıta değiştirdikten sonra Mimarobaya geldik Destiny'yi bıraktım ve başka otobüsle Beylikdüzüne evime gittim.
Neyse Tutku kısmına tekrar dönelim. Efendim bunlar
yaşanırken bir gün okuldayken Tutkuya okuldan sonra büyükçekmeceye gidelim
konuşuruz dedim. Tutku da kabul etti. Okuldan sonra büyükçekmeceye geçtik.
Kordonda yürürken Tutku her şeyi yanlış anladığını ve barışmak istediğini
söyledi. Birkaç dakikalık sessizlikten sonra ben de Tutku'ya “Tutku bak ben seni
bir daha kaybetmek istemiyorum neyi istediğinden gerçekten emin misin dedim”. Tutku biraz durakladıktan sonra evet eminim dedi. Ben de Tutku seni çok seviyorum
biliyorsun değil mi dedim. Utangaç bi tavırla sessizce evet dedi. Yeniden
barışmıştık ama bence eskisi gibi değildi belki o da farkındadır. Zamanla
düzelirdi belki… Ama… neyse…
1-2 hafta böyle takıldık yine eskisi gibi cafelere
gittik eğlendik güldük. Ama biri hariç. O gün dersane çıkışı beylikdüzünde
buluştuk yeşilvadi cafe’de. Tutku biraz garipti sürekli biriyle mesajlaşıyordu
ben kimle mesajlaşıyorsun diye sorduğumda ise Ezgi ile diye cevap veriyordu. Ardından
bi sigara yaktım yine gerilmiştim. Sürekli mesajlaşması iyice sinirimi
bozuyordu. Sigaram bitmeye yakın sinirlenip birden telefonu elinden aldım
bakayım kimlerle mesajlaşıyorsun diyerek. Ulan bi de ne göreyim canım cicimli
mesajlar. Tutku sinirlenerek ne yapıyorsun sen ya verir misin telefonumu dedi.
Ben de niye bir şey mi var telefonunda dedim. Tutku diretti ben direttim baktım olmuyo telefonu alıp erkekler tuvaletine gittim. Ulan iyi ki gittim mi yoksa
gitmese miydim… Lavuğun tekiyle bayağı samimi konuşuyorlar işte doğum günü
kutlayacaklarmışta Tutku da diyo sen de gel sen gelmezsen olmaz bilmem ne.. ulan
siz ne ayaksınız amına koduklarımın… Sonra Tutku'ya telefonu verdim. Yarım saat
bi sessizlik oldu Ezgi geldi falan. O gün öyle salakça geçti.
Canım bayağı bi sıkkındı ben de Ecemle konuşmaya başladım. Ecem kim diye sormayın amk iki saat onu anlatamam şimdi. Samimi bi kızarkadaşım, aile dostumuzun kızı diyelim ya da nam-ı diğer müstakbel fuckbody’im. Sabaha kadar Ecemle konuştuk muhabbet bayağı samimileşti. Sonra Ecem'e çıkma teklifi ettim. Ecem kabul etti ardından işi facebook’a taşıdık, taşıdık ki hem intikamımı alayım hem de Tutku'nun arkadaşları örnek alsın, insanların duygularıyla nasıl oynanıyor görsünler istedim. Tutku'yu facebooktan sildim. Bu olaya ve bilimum saçmalıklarına da son verdim. İyi mi oldu kötü mü oldu bilemem ama bazen işleri akışına bırakmanız lazım. Sonuçta patlak lastiklerle daha ne kadar yol alabilirdik ki Tutku'yla… Bitmesi iyi bi nevi iyi oldu, hayırlı oldu… Hayatta hiçbir şey yoktur ki sonsuza kadar sürsün…
Canım bayağı bi sıkkındı ben de Ecemle konuşmaya başladım. Ecem kim diye sormayın amk iki saat onu anlatamam şimdi. Samimi bi kızarkadaşım, aile dostumuzun kızı diyelim ya da nam-ı diğer müstakbel fuckbody’im. Sabaha kadar Ecemle konuştuk muhabbet bayağı samimileşti. Sonra Ecem'e çıkma teklifi ettim. Ecem kabul etti ardından işi facebook’a taşıdık, taşıdık ki hem intikamımı alayım hem de Tutku'nun arkadaşları örnek alsın, insanların duygularıyla nasıl oynanıyor görsünler istedim. Tutku'yu facebooktan sildim. Bu olaya ve bilimum saçmalıklarına da son verdim. İyi mi oldu kötü mü oldu bilemem ama bazen işleri akışına bırakmanız lazım. Sonuçta patlak lastiklerle daha ne kadar yol alabilirdik ki Tutku'yla… Bitmesi iyi bi nevi iyi oldu, hayırlı oldu… Hayatta hiçbir şey yoktur ki sonsuza kadar sürsün…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder