10 Kasım 2014 Pazartesi

Kıbrıs Macerası: || Bölüm 1: Yeşil Ada?


Merhaba sevgili dostlar, nasılsınız, keyifler nasıl? Bugün ne yazsam diye düşünüyorum. Şu an Teoman’ın İstanbulda Sonbahar adlı şarkısını dinleyip, İstanbul’u yad ediyorum. 


Çok özledim canım şehrimi… İnsan bazı şeylerin kıymetini yokluğunda anlıyor cidden. Hemen hemen her şey için geçerlidir bu. Mesela kız arkadaşınız, dostunuz, sevdikleriniz, telefonunuz, internetiniz, bilgisayarınız artık aklınıza gelebilecek her şey. Birinin yokluğu bile insanı gerçekten üzüyor. Beni şu an hüzünlendirense İstanbul’dan uzak olmam. Nedeni ise okuduğum üniversite yurtdışında, Kıbrıs’ta.



Biraz Kıbrıs’tan bahsedelim isterseniz. Kıbrıs’ı fazla sevmiyorum sevemiyorum. Nedeni ise eğer büyükşehirlerde büyüdüyseniz ve her şeyi elinizi attığınız zaman bulabiliyorsanız bunu Kıbrıs’ta yapamamanız. Okul’a başlamadan önce ada’yı bayağı bi övmüşlerdi. Yok efendim şöyle güzel, böyle güzel. Biz de bi şey sandık. Bi Lefkoşa, bi Girne gördük tamam iyiymiş dedik. Bilmiyorduk ki toplu taşıma yok, taksilere ve onların acımasız tarifelerine (kime ne geçirebilirsem) maruz kalacağımızı. Duş aldığınız su mesela tuzlu ve paslı… Diş fırçalarken bile iğreniyorsunuz o derece bir iğrençlik… Yollar ay yüzeyi gibi, kaldırım desen öyle bir şey yok. AVM desen kıytırık lemarlar var. Karşılaştırmak gerekirse bizim, bim, şok tarzı o büyüklükte yerler.

İnsanları ayrı bi tuhaf. Mesela Kıbrıslı Türkler, Türkiye Türklerini sevmezler. Angutlar halbu ki Anadolu’dan yerleştirilen Türkler. Nedenleri var tabi niye sevmiyorlar mesela? Barış Harekatı’ndan sonra Ada’ya yerleştirilen Türklerin (Arap, Nusayri bir kısmı) çoğunluğunun Adana, Mersin, Hatay! (özellikle altını çizelim) ve bazı yıldızı parlak olmayan illerden iskan edilmesiydi. Neden sevmedi peki Kıbrıslı Türkler bu gelen insanları? Çünkü bu insanlar Ada’nın sosyokültürel yapısını ve ada’nın güvenli yaşamını tehdit etmeye başladılar. Hani misal Doğu Akdeniz bölgemiz ve Doğu bölgemizin insanları biraz daha şeyler nasıl desem kültürel muhafazakar tarzı. Misal alakası yok pek ama karşılaştırmak gerekirsek: İstanbul’a gelen k*rtler nasıl huzurumuzu kaçırıyorsa, her yeri molotoflayıp, her gün eylem yapıp, gemi kaçırabiliyorlarsa veya Suriyelilerin yine hemen hemen aynı huzurumuzu kaçırmaları örnek gösterilebilir. Neyse işte Bu adaya yerleştirilen Türkler, Kıbrıslı Türklerle anlaşamadı, iyi geçinemedi keza Kıbrıslı Türkler de öyle. Yani pek ısınamadılar ve bu yüzden Türkiye’ye biraz kızgınlar.
 
Tabi unutmadan iyi Kıbrıslı Türk arakadaşlarımız da var. Kıbrıslı Türkleri kategorize etmek gerekirse birkaç gruba ayırabilirim. Rumcu Kıbrıslılar var mesela, Ada’nın birleşmesi için her türlü tavizin verilmesi gerektiğini söylerler. Kendilerini tanımlarlarken Türklüğü asla kabul etmezler. Kıbrıslı olduklarını söylerler. Halbu ki coğrafi bir ad bir etnisite, nasyonalite yani milliyet temsil etmez. Ama gel gelelim bu herifler böyle düşünüyorlar.  Toplumsal varoluş mitingi adı altında, Türkiye’ye, Türk ordusuna, Türk milletine hakaret etmeyi çok severler mesela. Meşhur sloganları, “ayşe tatil bitti evine dön”,         “Mehmet defol git”, “Karasak istemeyik”, “Gaco görmek istemeyik” vs. vs. Arda Gündüz diye bi herif var mesela bunların çalgıcısı. Burdan onlara bir de mesaj göndereyim eğer ada birleşse bile siz yine muz cumhuriyetinin insanları olacaksınız. Bu değişmeyecek. Küçük yerin insanları daima küçük düşünür, küçük hareket eder. Kalıbınızın dışına çıkamayacaksınız bunu böyle bilin J Neyse efendim kimseyi incitmek istemeyiz ama bu insanlar yeri geldiğinde çok sinir bozucu olabiliyorlar. Aynı karasinek veya sivrisinek misali. Ateş olsa cürümünü yakamaz ama size rahatsızlık verirler. Bu güruh bir de Türkiye Türklerine pislik, yosun anlamına gelen fica lakabını takmışlardır. Afedersin herifler kara, kuru görsen çingene sanarsın ama havalarından da geçilmiyor :D Komik buluyorum onları.

Diğer bi grup Ulusalcı, Sosyal demokrat, bir elin parmaklarının beşinin de bir olmadığını bilen Kıbrıslı Türk kardeşlerim var. Onlar cidden iyi insanlar bir yamuklarını görmedim. Onlar beni kardeşleri gibi görürler ben de onları kardeşlerim gibi görürüm. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez kısacası.

Bir de Kıbrıs meselesi var işte biliyorsunuz bu Yunanların (Helenler) 1832 Osmanlı imparatorluğundan bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Megali İdea dedikleri “Büyük Fikir”lerini gerçekleştirmek gibi bir hayalleri oldu her zaman. Büyük ölçüde de gerçekleştirdiler bu fikirlerini. İzmir’i alamayınca işler biraz sarpa sardı tabi. Sonra Kıbrıs’ı almak istediler (Enosis: Birleşme, Taksim). Denediler EOKA terör örgütünü kurdular. İngilizlerden kurtuldular (sadece iki İngiliz üssü kaldı ada’da) ve iki milletli Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Aslında %70  Yunan, %30 Türk devleti kurulmuştu.  İngilizlerden kurtuldular ama Türkler kaldı. Türklerle mücadele ettiler, büyük kayıplar verdi Türkler. Türkiye’nin desteğiyle TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) kuruldu. TMT Ada’da ki Türklerin özgürlüklerini korumak için oluşturuldu ama mücadele yetersiz kaldı. Bu arada unutmayalım ada’da bi de Birleşmiş Milletler’in Barış Gücü ordusu da var. Hiç bi bok işe karışmayan, işe yaramaz bi ordu bu. Ada’da toplu Türk katliamları yaşanmasıyla Ada’ya Türkiye tarafından iki kez harekat düzenlendi. Büyük fedakârlıklarla yapılan bu harekât Garantör Türkiye’yi dünya kamuoyunda zor duruma soktu. Ambargolar uygulandı, meşhur yağ, gaz kuyrukları der ya bu sağcı kesim işte bu söz oradan geliyor. Sonra efendim 1974’ten sonra bakıldı ki ada’da barış olacağı yok (Çünkü iki tarafta birbirinden tiksinmiş vaziyette) Kuzey Kıbrıs Türk Federe devleti kuruldu. Ardından 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi ve KKTC böylece kurulmuş oldu. Türkiye dışında hiçbir ülke hatta sonradan kurulan Türki devleter bile tanımadı KKTC’yi. Niye tanımadılar çünkü Yunanlılar aynı Ermeniler gibi lobicilikte high degree master yapmış insanlar. Uluslararası arenada istedikleri gibi at koşturabiliyorlar. Bizim diplomasi ise fasarya her zaman. Osmanlı’dan beri bu süregelmiş bir durum. Daha sonra  Azerbaycan biraz tanır gibi oldu o da sonra korktu dedi eğer ben bu devleti tanırsam, diğer ülkelerde dağlık karabağ cumhuriyetini tanır diye düşündü sanırım, tanımadı.

İşte böyle bir yer Kıbrıs. Yerlisi bu problem yüzünden bezmiş durumda. Tek iletişim, ticaret kısacası hayat köprüsü Türkiye. Çözüm olur mu ada’da bilemem ilgilenmiyorum da zaten. Ben o kadar bezdim ki bu insanlardan ne biliyorlarsa öyle yapsınlar. Ama şayet bir çözüm olacaksa Ada’da Türk askeri üsleri kurulmalı. Bak İngilizler nasıl akıllılık etti. Olası bir çözüm, birleşme durumunda Ada’da Türk Askeri üsleri kurulmalı ki Akdeniz sınırımız ve 1 saatlik mesafedeki Başkentimiz Ankara’nın, Türkiye’nin güvenliği sağlanabilsin.

Bunların haricinde Kıbrıs yeşil ada denilmesine rağmen aslında sarı bir adadır. Çöl gibi bir yerdir. Bana sakın demeyin Girne’de ağaçlar var Karpaz yeşil falan. Girne’de maki topluluğu var o da artık kurumakta. Karpaz’da da çalılar var. Mağusa çölün pek alası zaten. Vatan Şairi Namık Kemal’i Mağusa’ya sürgüne gönderdiklerini biliyor muydunuz? O derece vasat bir yer yani burası. Tarif etmek gerekirse Ortoğu ülkelerine benziyor. Mimarisi, insanları falan. Tuhaf bir kültür yapısı oluşmuş burada. KKTC halkı zengin olduğu için pek siklemiyor heralde.


NAMIK KEMAL'in SÜRGÜN YAZILARI


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder